Allah'tan ve kurttan başka kimseden korkmadan…
MAZHAR BAĞLI

MAZHAR BAĞLI

MAZHAR BAĞLI

Allah'tan ve kurttan başka kimseden korkmadan…

18 Kasım 2016 - 13:42

Bilindiği gibi Amerika’da siyahilere uygulanan ayrımcılıkla mücadelenin sembol ismi olan Martin Luther King, 1963 yılında 28 Ağustos’ta yapılan o meşhur gösteride tarihi bir konuşma yapmıştı. “I have a dream”(bir hayalim var) başlıklı konuşmasında özetle tüm olumsuzluklara rağmen içinde çok büyük bir umut taşıdığını son derece coşkulu bir şekilde ve son derece büyük bir kalabalığa haykırmıştır. Dünyaya seslenmiştir. Her şeye rağmen ben umudumu koruyorum diyerek millete yeni bir soluk aldırmıştır. Ve o umut onlara, siyahilere Amerika’da görece büyük bir özgürlük sağladı.

Bugün Türkiye de bu coğrafya için büyük bir umuttur. Hiç hamaset yapacak bir halim yok, biliyorum ki Türkiye’nin sahip olduğu gelenek ve İslami yorum, “ehli sünnet” anlayışı hep itidali önermiş ve evrensel İslami değerlerin Müslümanlar için ortak payda olarak görmüştür. Mezhebi bizzat dinin üzerinde görmemekle bu hoşgörüyü sağladığını söylemek mümkündür.

Unutmamak gerekir ki Hıristiyan dünyasındaki kanlı mezhep savaşlarının çıktığı anlar, mezheplerin dinin önün geçtiği, müstakil bir dine dönüştüğü zamanlardır.

Bizim de bir rüyamız var ve umudumuz hep canlı. Bir rüyamız var bizim. İşin doğrusunu isterseniz biz, 15 Temmuza kadar bir rüyamızın bile olduğunu bilemiyorduk. Ama şunu da belirtmeliyim ki bugün bizi umutlandıran, iyiliğe dair elimizde güçlü imkanların olması değil aksine kötülüğün arşı alayı inletecek boyutlara ulaşmış olmasıdır.

Kürtlerin yaşadığı coğrafyada PKK canileri, babaları çocuklarının gözü önünde bayram sofrasında katlediyorlar. Masum bir çocuğu kafasına taş ve sopayla vurarak öldürmenin bile öfkelerini dindiremediği bir eşkıya grubu bu bölgenin en özgün ve en kadim kavmine dünyayı dar etmiştir.

Bilad-ı Şam’da, Halep’te küçük çocuklar babalarının naaşına kapanıp yüreğimizi delen ağıtlar yakıyorlar. Musul’da Haşdi Şaabi canileri katlettikleri Sunnilerin kanını dini bir ritüel ile içiyorlar.

Rakka’da batı tarzı üretim biçiminin gayri meşru veledi olan DEAŞ, Müslümanların kafasını keserken tekbir getiriyor.

İşin ekonomik sömürü kısmına ve kültürel dejenerasyonu hiç anmıyorum bile.

Bu olup bitenler bizim sahip olduğumuz sorumluluğumuzu ağırlaştıran konulardır. Tabi ki sorumluyuz ve tabi ki bunların günahı bizim de boynumuzdadır.

Ama umudumuzu ve hayallerimizi koruyoruz, korumaya devam ediyoruz.

Umuda kurşun sıkan FETÖ çetesi bertaraf edilmeye başlandığından bu yana son derece heyecanlıyım gelecekteki güzel günler için.

Bir gün oturduğu cemaatte insanlar Hz. Peygambere (sav) gelip yol kesen eşkıyalardan, kan döken katillerden ve fakirlikten şikâyetçi olurlar. Güvenliği tehdit eden yapılardan duydukları endişeleri dile getirirler.

Bunun üzerine Allah resulü yanında bulunan sahabelerden Adiyy Bin Hatemi Tai’ye dönerek şöyle der:

-“Adiyy Sen Hîre’yi gördün mü?”

-“Hayır, görmedim, fakat orası hakkında, bilgim var.”

-“Eğer ömrün olur da yaşarsan hevdeci  içinde bir kadının Hîre’den hareket edip Allah’tan (ve kurttan) başka hiç kimseden korkmadan tâ Ka’be’yi tavaf edeceğini göreceksin.” dedi.

Bu hadisi rivayet eden Adiyy (ra) şöyle demiştir: “Ben Hîre’den hevdeci içinde yolculuğa çıkıp, Allah’tan başka hiç kimseden korkmayarak nihayet Ka’be’yi tavaf eden kadını gördüm.”

O güzel günlerin geleceğinden hiç birimizin endişesi olmasın. Bu hadis sadece o dönem için ve sadece bahsedilen mekanlar için buyrulmuş değildir. Bizim gönül coğrafyamızın tamamı için geçerlidir. Bütün zamanlar için geçerlidir. Ve bunun için çalışmamız gerektiğini de emreden bir buyruktur.

Müslümanların topraklarında insanların ve dahi kadınların Allahtan ve kurttan başka kimseden korkmadan güvende ve huzurlu yolculuk yapabileceği günleri göreceğimiz yakındır.

Bu yazı 343 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

Viranşehir